Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘üniversite’

Kaç yıldır İTÜ’deyim, kampüsü bu kadar kalabalık görmedim. Yollarda zor yürünüyor ve yol kenarlarına park eden araba sayısı her zamankinden fazla. Kampüsün her köşe bucağı kapılmış gibi sanki, çimlerde oturacak yer bulunmuyor. Ek yemekhane binasının faaliyete geçmesine rağmen yemekhanedeki kuyrukların da hiç azalmadığını görüyoruz. Bu durum hiç de şaşırtıcı değil!

Biraz araştırdığımızda görüyoruz ki bu sene genel olarak bölüm kontenjanlarında %20 oranında bir artış yapılmış (Sabah). Böylece 776 bin civarında olan toplam kontenjan 937 bin civarına çıkmış durumda. Ne kadar güzel değil mi? Biraz daha zorlasak üniversite sınavına giren 1 milyon küsür öğrencinin neredeyse tamamı üniversiteye yerleştirilebileceğiz! Hem memleketin her köşesinde bir sürü üniversite açılıyor hem de var olan üniversitelerde habire kontenjan artışı yapılıyor. Peki yeni üniversiteler açılmasın mı? Tabi ki açılsın ama bu işler damdan düşer gibi aniden bir sürü üniversitenin açılması şeklinde değil, dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler takip edilerek ihtiyaçlar doğrultusunda yavaş yavaş, planlı bir şekilde yapılmalıdır. Önümüzdeki 10-20 sene sonra hangi mesleklere ihtiyaç duyulacağı tespit edilmeden, incelenmeden yeni üniversiteler açılırsa ve gerekmeyen bölümlerde kontenjan artışları yapılırsa bunun hizmet edeceği teş şey: şu anda var olan işsizliğin 4-5 sene daha ötelenmesi olacaktır! Hani işsizlik oranının düşük olduğu söyleniyor ya, işsizlerin bir kısmını alır da öğrenci statüsüne sokarsanız bir süreliğine yırtmış oluyorsunuz. Üniversite öğrencilerinin faydaları bununla da bitmiyor. Bir üniversite öğrencisini alırsınız, ona öğrenim kredisi de verirsiniz, daha sonra mezun olduğunda o parayı da faiziyle birlikte devlete kat kat fazlasını ödetirsiniz. Yani öğrenciyi bir nevi borçlandırmış olursunuz. Fakat o zavallı öğrenci daha dünyanın nasıl döndüğünün çok farkında olmadığı için derslerinde başarılı olmanın kendisine yeteceğini sanır. Taa ki üniversiteden mezun olduğunda devlete borcu olduğunu ve de işsiz kaldığını, başarılı olmanın dahi hiçbir anlam ifade etmediğini farkettiğinde gözleri açılır. Kapitalist düzende herşey bununla da bitmiyor tabi ki. Mezun olduğunda 25 yaşını geçmiş olan işsiz öğrencileri zorunlu sağlık sigortası primi bekliyor. Öğrenci zaten işsiz olacağı için, muhtemelen zorunlu sağlık sigortası primini de ödeyemeyecek ve devlete borçlanmaya devam edecektir! Bu şekilde hayatını da ötelemiş olacaktır.

Üniversitelerde birçok bölümün kontenjanlarının da dolmadığını biliyoruz. Dolmamasının bir sebebi de işte bu kontenjan artışları ve bir sürü yeni üniversitenin açılmasıdır. Açılan bazı üniversitelerin kadroları eksik, bazılarının kampüsü bile yok. Fakat ne önemi var ki bunların, önemli olan isteyen herkesin üniversiteye girebilmesi ve bu sayede de borçlu vatandaş sayısının artması ve işsizliğin ileri bir tarihe ertelenmesi! Herkes mutlu.

Reklamlar

Read Full Post »

Sabit bir işiniz olursa, sabit bir yerde yaşamak zorunda kalırsınız. Gitmek istediğiniz yerlere gidemezsiniz, gezmek istediğiniz yerleri gezemezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey yıllık izinde belirlediğiniz bir yerde tatilinizi geçirmektir. O da aşağı yukarı 20 yılda, 20 farklı yer demektir. Tabi bu yerlerin çoğu yurtiçi olacağı için büyük olasılıkla dünyanın geri kalanını görme fırsatı da bulamayacaksınız demektir. Hayallerinizi emeklilik yıllarınıza saklarsınız fakat çoluk çocuk derken, başka dertlerden dolayı o fırsatı da yakalayamaz, belirli bir coğrafyada yaşayıp bu dünyadan göç edip gidersiniz. Ha, uçuk bir maaşınız olur, 2 haftada bir yurt dışına gidip gezme imkanınız da olabilir. Ama bu uçuk maaş çoğu insan için de uçuk bir olasılıktır, yani herkese nasip olmaz. Çünkü çalışmaya başladığınız şirket, CEO gibi yüksek kademede bir yönetici olmadığınız sürece hiçbir zaman size bu imkanı tanımaz. Düşük maaşla tüm işlerini yaptırabilen hangi patron sizinle karını paylaşmak ister ki? Her durumda da başkası için çalıştığınız için finansal olarak rahat olsanız dahi istediğiniz yere gidemezsiniz. Her pazartesi günü sabah işyerinizde olmak zorundasınız! Neden? Çünkü siz zamanınızı, hayatınızdaki en değerli varlığınızı, ne idüğü belirsiz bir iş karşılığında sattığınız için.

İnsanın finansal olarak özgür olabileceği ve istediği zaman istediği yerlere gidebileceği, yani bulunduğu konumdan bağımsız bir işi veya geliri olmalıdır. Bunu da şu anda çalışmakta olduğunuz sabit işlerin hiçbirisi ile gerçekleştiremezsiniz! Bunun önüne geçebilmenin ilk şartı daha üniversiteye başladığınızdan itibaren (her ne kadar en başta üniversiteye girmek bir saçmalık olsa da, size belirli bir vizyon kazandırır), kazandığınız bölüm üzerinde değil de daha özgür olacağınız bir alanda uzmanlaşmanızdır. “İyi bir üniversitede iyi bir bölüm kazanıp mezun olduğunda iyi bir iş bulabilirsin” ifadesi de size okul hayatınızın başlangıcından itibaren öğretilen bir yalandır. O yalana inanmalısınız ki ileride iyi bir modern köle olabilesiniz!

Üniversite sınavında kazandığınız bölüm ne olursa olsun, sizi tek bir konuda uzmanlaştıracaktır: ne kadar mükemmel bir işçi olacağınız! Hatta not ortalamanız ne kadar yüksek olursa o kadar iyi bir sistem kölesi olursunuz. Çünkü diğerleri başka konularla ilgilenip düşük ortalama yaparken, siz tek bir konuya odaklanıp uzmanlaşıyorsunuz demektir. Bu uzmanlaşma sürecinde yüksek ortalama yapmak için de hocaların her istediğini yapıyorsunuz demektir, yani itaat etmeyi çok iyi öğreniyorsunuz. Haliyle çerçeveniz daha güzel çizilmiş oluyor ve mezun olduğunuzda daha kolay iş bulabilirsiniz. İşverenler için tek bir konuda uzmanlaşmış ve her söyleneni yapan birisi kadar iyi bir çalışan olabilir mi? Buradan şu sonucu da çıkarabiliriz: Zeki insanlar çok daha iyi çalışan olur, tabi zeki insanların yüksek not ortalamasına sahip olduğunu farz edersek. Benim şimdiye kadar tanıdığım ve zeki olarak tanımladığım insanların hiçbirinin yüksek not ortalaması bulunmuyor.

Sahip olduğunuz meslek, mezun olduğunuzda her halükarda sizi bir noktaya çivileyecektir. Bunun yanında, üniversiteden mezun olduğunuzda ve mesleğinizi elinize aldığınızda, başvurduğunuz birçok işyeri sizden tecrübe isteyecektir! Tecrübesiz olduğunuz için de sizi düşük bir maaşla işe alacaklardır. Mezun olduğunuzda nasılsa tecrübesiz olacağınıza göre, bu tecrübeyi neden kendi işinizi kurarak edinmeyesiniz ki? İnsan istediği konuda uzmanlaşabilir! Sabit bir işte çalışmanız, sizin zamanla o konuda uzmanlaşmanızı sağlar. Kendi kuracağınız bir işte uzmanlaşmanız da pekala kendi işinizde uzmanlaşmanızı sağlayabilir. Patronların emirlerine katlanarak tecrübe edineceğinize, kendinizi kendi işinizde pişirin.

Her zaman için bir çıkış yolu vardır. Fakat çalıştığınız iş yerinde kaldığınız sürece bu yolu bulamazsınız. Çünkü bir iş yerinde çalışırken, ne güzel işim var deyip buna kafa yormazsınız veya patronunuzu zengin etmekle meşgul olacağınız için zaten bunu düşünecek fırsatınız olmaz.

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: