Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘modern köle’

Günümüz dünyasında, insanların en büyük yanılgılarından birisi özgür olduklarını düşünmeleridir. Çevrenizde olan bitenin farkında olan çok az insan vardır. Neyin dönüp bittiğinin farkında olmayanların tek şansı, başkalarının hayallerinde yaşamaktır. Eğer modern bir köle olduğunuzun henüz farkına varmadıysanız, düşünmeye başlayın! 

slavery

İnsanlar verdikleri kararların kendilerine ait olduğunu düşünürler. Halbuki başlarına gelen şey, bir girdabın merkezine çekilmeleri veya bir huninin uç kısmına doğru itilmelerinden farksızdır. Her ne konumda olursanız olun, sizi bulunduğunuz noktaya bağlayan, gitmenizi engelleyen bir sürü karşıt güç bulunmaktadır. Bu bağlılığınız daha çocukken başlar ve yetişkin olduğunuzda gittikçe daha da güçlenir. Çocukluğunuzda size verilen görev: dersleri geçmek, okulu başarıyla bitirmek, ebeveynlerin dediklerine harfiyen uymaktır. Aslında hiçbir şeyin farkında olmayan yegane modern köleler çocuklardır. Düşünsenize, herkes onlara emir verir. Okulda hocanın dediklerini yapmak zorunda, evde de anne/babasının dediklerini. Çocuk daha dünyanın ne olduğu, nasıl bir yer olduğunu anlamadan itaat etmeyi öğrenir. İnsanın zeka seviyesi yükseldikçe, çıta da yükseldi. Geçmişte ortaokul, lise mezuniyeti yeterli iken günümüzde bu çıta üniversite, master, doktora, postdoc bilmem ne derken uzaya kadar uzanıyor…İnsanların beyni sürekli birşeylerle meşgul ediliyor ki, olan bitenin farkına varamasınlar.

 Sistem o kadar güzel kurgulanmış durumda ki, biraz kafası çalışanlar yüksek eğitim vs ile kafaları meşgul edilirken, diğerleri zaten gündüz iş, akşam da dizi/futbol derken birşeyleri düşünme fırsatı bulamazlar. Hal böyle olunca, neredeyse hiçkimse modern köle olduğunun farkına varamaz, çünkü durumun farkına varabilecek kadar düşünme fırsatı bulamaz. Çevrenizde öyle bir ağ örülmüştür ki, hiçbir yere kımıldayamazsınız. Nerede olursanız olun sizden birşeyler yapmanızı isteyen birileri bulunur. Akademik veya özel sektör, hiçbir şey farketmez, sürekli birşeyleri birileri için yetiştirmek zorunda bırakılırsınız. Yaptığınız şey, hayatınızı başkalarının istekleri için değiş tokuş etmektir. Burada düşünmeniz gereken şey, başkasının yazdığı bir oyunda mı oynadığınız yoksa kendi yazdığınız bir oyunda mı.

Bir de işin en önemli kısmını oluşturan ve diğer tüm herşeyi etkileyen finansal boyutu vardır. Çarkın kilit noktası aslında burasıdır. İnsanların %90’ı belirli bir gelir seviyesinin altında çalıştıkları için, öyle bir konumdadırlar ki sanki almak istedikleri şeyler sürekli onlardan daha hızlı koşmaktadır. Maaşlar öyle ayarlanmıştır ki, sizin zorunlu bırakıldığınız harcamaların sürekli gerisinde kalır. Tekerleğin içinde dönen fare misali koşar durursunuz ama hiçbir yere varamazsınız (rat race). Maaşınız ne kadar olursa olsun hiçbir zaman harcamalarınıza yetmez, çünkü harcamlarınızı da bilinçsiz bir şekilde kazandığınız paraya göre yaparsınız ve girdabın içine sürüklenirsiniz. Yediğimiz, içtiğimiz ve kullandığımız herşeyin fiyatı sürekli yükseliyor. Satın aldığınız şeyleri alabilmek için her zaman daha fazlasını kazanmanız, onun için de hayatınızın daha fazlasını değiş tokuş etmeniz gerekiyor. Sonuç olarak yaşamaya zamanınız kalmaz ve başkalarının isteklerini yerine getirirken kendi planlarınızı sürekli ertelersiniz. Paulo Coelho’nun da dediği gibi, bir gün kalkacaksınız ve hep hayal ettiğiniz şeyleri yapmaya vaktiniz kalmamış olacak.

İstediğiniz zaman istediğinizi yapamıyorsanız özgür değilsiniz, fare yarışının içindesiniz.

Reklamlar

Read Full Post »

Sabit bir işiniz olursa, sabit bir yerde yaşamak zorunda kalırsınız. Gitmek istediğiniz yerlere gidemezsiniz, gezmek istediğiniz yerleri gezemezsiniz. Yapabileceğiniz tek şey yıllık izinde belirlediğiniz bir yerde tatilinizi geçirmektir. O da aşağı yukarı 20 yılda, 20 farklı yer demektir. Tabi bu yerlerin çoğu yurtiçi olacağı için büyük olasılıkla dünyanın geri kalanını görme fırsatı da bulamayacaksınız demektir. Hayallerinizi emeklilik yıllarınıza saklarsınız fakat çoluk çocuk derken, başka dertlerden dolayı o fırsatı da yakalayamaz, belirli bir coğrafyada yaşayıp bu dünyadan göç edip gidersiniz. Ha, uçuk bir maaşınız olur, 2 haftada bir yurt dışına gidip gezme imkanınız da olabilir. Ama bu uçuk maaş çoğu insan için de uçuk bir olasılıktır, yani herkese nasip olmaz. Çünkü çalışmaya başladığınız şirket, CEO gibi yüksek kademede bir yönetici olmadığınız sürece hiçbir zaman size bu imkanı tanımaz. Düşük maaşla tüm işlerini yaptırabilen hangi patron sizinle karını paylaşmak ister ki? Her durumda da başkası için çalıştığınız için finansal olarak rahat olsanız dahi istediğiniz yere gidemezsiniz. Her pazartesi günü sabah işyerinizde olmak zorundasınız! Neden? Çünkü siz zamanınızı, hayatınızdaki en değerli varlığınızı, ne idüğü belirsiz bir iş karşılığında sattığınız için.

İnsanın finansal olarak özgür olabileceği ve istediği zaman istediği yerlere gidebileceği, yani bulunduğu konumdan bağımsız bir işi veya geliri olmalıdır. Bunu da şu anda çalışmakta olduğunuz sabit işlerin hiçbirisi ile gerçekleştiremezsiniz! Bunun önüne geçebilmenin ilk şartı daha üniversiteye başladığınızdan itibaren (her ne kadar en başta üniversiteye girmek bir saçmalık olsa da, size belirli bir vizyon kazandırır), kazandığınız bölüm üzerinde değil de daha özgür olacağınız bir alanda uzmanlaşmanızdır. “İyi bir üniversitede iyi bir bölüm kazanıp mezun olduğunda iyi bir iş bulabilirsin” ifadesi de size okul hayatınızın başlangıcından itibaren öğretilen bir yalandır. O yalana inanmalısınız ki ileride iyi bir modern köle olabilesiniz!

Üniversite sınavında kazandığınız bölüm ne olursa olsun, sizi tek bir konuda uzmanlaştıracaktır: ne kadar mükemmel bir işçi olacağınız! Hatta not ortalamanız ne kadar yüksek olursa o kadar iyi bir sistem kölesi olursunuz. Çünkü diğerleri başka konularla ilgilenip düşük ortalama yaparken, siz tek bir konuya odaklanıp uzmanlaşıyorsunuz demektir. Bu uzmanlaşma sürecinde yüksek ortalama yapmak için de hocaların her istediğini yapıyorsunuz demektir, yani itaat etmeyi çok iyi öğreniyorsunuz. Haliyle çerçeveniz daha güzel çizilmiş oluyor ve mezun olduğunuzda daha kolay iş bulabilirsiniz. İşverenler için tek bir konuda uzmanlaşmış ve her söyleneni yapan birisi kadar iyi bir çalışan olabilir mi? Buradan şu sonucu da çıkarabiliriz: Zeki insanlar çok daha iyi çalışan olur, tabi zeki insanların yüksek not ortalamasına sahip olduğunu farz edersek. Benim şimdiye kadar tanıdığım ve zeki olarak tanımladığım insanların hiçbirinin yüksek not ortalaması bulunmuyor.

Sahip olduğunuz meslek, mezun olduğunuzda her halükarda sizi bir noktaya çivileyecektir. Bunun yanında, üniversiteden mezun olduğunuzda ve mesleğinizi elinize aldığınızda, başvurduğunuz birçok işyeri sizden tecrübe isteyecektir! Tecrübesiz olduğunuz için de sizi düşük bir maaşla işe alacaklardır. Mezun olduğunuzda nasılsa tecrübesiz olacağınıza göre, bu tecrübeyi neden kendi işinizi kurarak edinmeyesiniz ki? İnsan istediği konuda uzmanlaşabilir! Sabit bir işte çalışmanız, sizin zamanla o konuda uzmanlaşmanızı sağlar. Kendi kuracağınız bir işte uzmanlaşmanız da pekala kendi işinizde uzmanlaşmanızı sağlayabilir. Patronların emirlerine katlanarak tecrübe edineceğinize, kendinizi kendi işinizde pişirin.

Her zaman için bir çıkış yolu vardır. Fakat çalıştığınız iş yerinde kaldığınız sürece bu yolu bulamazsınız. Çünkü bir iş yerinde çalışırken, ne güzel işim var deyip buna kafa yormazsınız veya patronunuzu zengin etmekle meşgul olacağınız için zaten bunu düşünecek fırsatınız olmaz.

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: