Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘kontrol’

Duygusuzluk halim anlatılmaz boyutlara ulaştı. Kendim de dahil, hiç kimse için ne üzülmek ne sevinmek ne de birisine acımak istiyorum. Bu beni rahatsız da etmiyor, çünkü insanları genel olarak çok sevdiğim söylenemez zaten. Hatta bu durum nedense kendimi daha da iyi hissetmemi sağlıyor. Aslında olaya mantık çerçevesinden bakacak olursak, herhangi bir konuda duygusal davranmak insana hiçbir şekilde avantaj sağlayan bir durum değildir. Normal olan belki de duygusallığın ve mantığın dengede olmasıdır. Bunlardan hangisini yitirirseniz diğer taraf ağır basmaya başlar ve kişiliğiniz de ona göre oluşur. Siz mantığınızı kullanarak duygularınızı kontrol altına alabilirsiniz. Duygularınızı kontrol edemiyorsanız da mantığınızı yeteri kadar kullanamıyorsunuz demektir. Kısaca duygusallık, mantıksızlık olarak da nitelendirilebilir.

brain machine

Neden böyle olduğuna gelecek olursak, herhangi bir duyguyu beyninizde azaltıp çoğaltmak sizin elinizde. Sizin elinizde olmayan şey, bir duyguyu gereğinden fazla çoğalttıktan sonra kontrolünü kaybetmenizdir. Bu nasıl oluyor derseniz, bir duygunun (düşüncenin) beyinde bir motor gibi döndüğünü farzedelim. Bu motorun hızını ne kadar çok arttırırsanız durdurmaya kadar geçen süre de o kadar uzayacaktır. Yani sizin o duygudan etkilenme zamanınız artacaktır. Dolayısıyla karşı karşıya kaldığınız herhangi bir duyguya ait motorun hızını belirli bir seviyenin üzerine çıkarmazsanız çok fazla etkilenmezsiniz. Bunu avantaj olarak kullanmak da mümkün tabi. Sizi sevindiren bir olayı abartarak sevinme durumunuzu arttırabilirsiniz. Mesela ilişkilerde, önem verdiğiniz kişiye gittikçe daha da fazla önem vermeye başlarsanız, duygusal yönden bağlılığınız artar. Fakat ayrıldığınızda veya onu kaybettiğinizde bu sefer de eski durumunuza dönmeniz çok zorlu olabilir. “Sırf gelecekte üzülmeyeyim diye şimdi sevinmeyeyim mi?” de diyebilirsiniz. Fakat üzülme veya sevinmenin her ikisi de neticede duygudur. Benim bahsettiğim sadece bunları aşırıya kaçmadan, kontrollü kullanmaktır.

Çoğu insanın geçmişten kopamamasının bir sebebi de bazı güzel hatıralara ait duygulardır. Sürekli geçmişte yaşadıklarının şu anda yaşadıklarından daha güzel olduğunu düşünürler. Halbuki bunun tek sebebi, geçmişte yaşadıkları duyguların eşik değerini çok yüksekte tuttukları için günümüze geldiklerinde bunun etkisinden hala kurtulamamış olmalarıdır. Geçmişteki güzel anılarınızı düşündüğünüzde, bu anıların herhangi birisinde maddi veya para ile ilgili bir şey bulabilir misiniz?  Bulamazsınız, çünkü duygusal olmayan hatıralar pek fazla kafanızda yer etmez. Geçmişte yapılan bir yanlış veya hata yüzünden kendinize veya birilerine kızmak da çok anlamsızdır. Çünkü değiştirme imkanınızın olmadığı bir zaman dilimindeki olay üzerinde kendi kendinizi sinirlendirmek mantıksızlıktır.

Duyguları kontrol edebilmek, bazılarının dediği gibi ruhsuzluk veya duygusuzluk demek değildir. Temelde bir insanı kendisinden başka hiç kimse üzemez. Sizi üzen sadece kendi kafanızdaki düşüncelerdir. Diğerlerinin size karşı olan davranışlarının veya ne dediklerinin hiçbir önemi yoktur aslında. Koruma kalkanınızı oluşturduğunuzda size hiç kimse zarar veremez. Ancak aşırı duygusuz olmak sizi uç noktalara götürebilir. Böyle olduğunda da başkalarını istemeden kırabilir, kırıp kırmadığınızın farkına dahi varamayabilirsiniz.

Duygular insanı güçsüzleştirir. Duygularını kontrol edemeyen, başkaları tarafından yönetilmeye mahkumdur.

Reklamlar

Read Full Post »

Hayatı biraz rahat bırakın, sıkıştırmayın. Peki nedir hayatı sıkıştırmak? Hayatı sıkıştırmak demek, meydana gelecek olayların mutlaka ve mutlaka sizin istediğiniz şekilde sonuçlanmasını beklemek, olayları buna zorlamaktır. Nasıl ki bir balonu sıktığınızda birçok noktadan ufak baloncuklar çıkıyorsa, hayatı sıkıştırdığınızda da baloncuk gibi birçok noktadan patlak verir. Eğer bunu yaparsanız problem yaşarsınız. Hayat sizin kontrol edebildiğiniz bir şey değildir, o size değil siz ona uymak zorundasınız.

Bazı durumlarda ne yaparsanız yapın hiçbir şekilde sonucu değiştiremezsiniz. Buna kader değil de şöyle diyebiliriz: ulaşmak istediğiniz hedefe yönelik birçok yol seçtiniz, fakat o yollardan hiçbirisi sizin istediğiniz hedeften geçmiyor. Bu durumda seçtiğiniz yolların da bir anlamı yoktur. Fakat siz yolların sonuna gelinceye kadar bunu bilmiyorsunuz. Bir yolun sonunda anlıyorsunuz ki ulaşmak istediğiniz hedef o değil. Sonra nasıl oldu da ben buraya geldim, neyi yanlış yaptım da istediğim hedefe ulaşamadım diye düşünüp durursunuz. Halbuki sizi hedefinize ulaştıracak yol zaten baştan yanlıştı ve sizi hedefinize götürmeyecekti!

Geçmiş olayları tekrar tekrar düşünmeniz, “Ben nerede yanlış yaptım?” gibi kısır döngülere girerseniz ancak sinirlerinizi yıpratırsınız. Aynen MFÖ’nün dediği gibi Olduramadım durumuna düşersiniz. İyisi mi seçimlerinizi ve kararlarınızı da biraz rahat bırakın, boğmayın. Hiçbir şey sizin olmasını istediğiniz şekilde olmak zorunda değil. Biraz realist olun.

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: